Tarlabaşı

Tarlabaşı, kentin kültür merkezi olan İstiklal Caddesi’nden birkaç yüz metre ötede konumlanan karışık kullanımlı bir mahalle. Bölge, çoğunlukla, on dokuzuncu yüzyılın sonları ile yirminci yüzyılın başlarında inşa edilmiş, dört-beş katlı tarihi yapılardan oluşmakta. Tarlabaşı’nın eski sakinleri olan Gayrimüslim azınlıklar (Rumlar ve Ermeniler) 1940’lardan sonra azınlıkları dışlayan politik ortamda mahalleyi terk ettiler. 1950 sonrasının hızlı sanayileşme ve kentleşme döneminde mahalleye daha çok Türkiye’nin İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden gelen kırsal göçmenler yerleştiler. Bölge 1990’lardan sonra başka bir göçmen dalgasına daha, ev sahipliği yaptı: bu kez güney doğuda yaşanmakta olan iç savaştan kaçan Kürtler bölgeye yerleştiler. Tarlabaşı aynı zamanda Afrikalı göçmenler, Romanlar ve transseksüeller gibi ana akım olmayan gruplara da ev sahipliği yapmakta.

1980’lerin sonunda inşa edilen bulvar, Tarlabaşı ile yakın çevresi, özellikle de İstiklal Caddesi, arasındaki ilişkiyi kesti ve aradaki uçurumu arttırdı. Yıllar süren ihmaller neticesinde bakımsız bir görünüme sahip olan Tarlabaşı, halen daha geniş kitleler tarafından tehlikeli ve girilmez bir mahalle olarak addedilmekte. Bu nedenle kentin kültür merkezine çok yakın mesafede olmasına rağmen bölge, İstiklal caddesinin çevresinde (Cihangir, Asmalımescit, Galata) 1990’larda başlayan soylulaşma ve yeniden yatırım dalgasının dışında kaldı.

Tarlabaşı içerisinde 9 ada ve 278 parselden oluşan bir alan, yerel belediyenin başvurusu üzerine, 2006 yılı Şubat ayında Kentsel Yenileme alanı ilan edildi. Yakın zamanda çıkarılan 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi Ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun” Tarlabaşı’nda ve aynı zamanda tarihi kent içinde yer alan birçok mahallede gerçekleşecek olan yenileme sürecinin alt yapısını oluşturmakta. Yasa, belediyelere tarihi mahallelerdeki köhnemiş alanların yenilenmesini mümkün kılan yeni kamulaştırma yetkileri vermekte.
Tarlabaşı’ndaki yenilenme süreci, özel bir inşaat şirketi olan GAP İnşaat’ın bölgenin yenilenmesi için 2007 yılı Nisan ayında açılan ihaleyi kazanmasıyla resmen başladı. GAP İnşaat’ın teklifi mevcut inşaat alanının yüzde 42’sini yenilemenin ardından eski sahiplerine bırakmaktı, ki bu yapılan teklifler içerisindeki en yüksek olandı. GAP İnşaat, yenileme alanını lüks konut birimleri, alış veriş merkezleri, kafeler ve otellerden oluşan karışık kullanımlı bir alana dönüştürmek için projeler hazırlamak üzere içlerinde kentin önde gelen mimari bürolarının da bulunduğu yedi mimarlık şirketi ile anlaştı.

Ancak bu plan, mahallede yaşayanların çoğunluğunun direnişi ile karşılaştı. 2008 yılında, mülk sahipleri, arsa sahipleri ve kiracılar bir araya geldiler ve yenileme sürecine karşı çıkan bir dernek kurdular. İnşaat şirketinin yaptığı teklifin yetersiz olduğunu iddia eden ve daha iyi koşullar talep eden sakinler şu an için proje sürecini durdurmayı başarmış durumdalar.

Tolga İslam, Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde araştırma görevlisidir.